9 Ağustos 2020 Pazar

 

bülbüller özlermiş gülü
garibim, beklerim yolu
unuttun beyhani kulu
vur sineme öldür beni..
aşık beyhani

13 Haziran 2020 Cumartesi


dünya bir yana, o hayal bir yana;
bir meşaledir pervaneyim ona.
altında bir ömür döne dolana
ağladığım yer penceresi midir?
cahit sıtkı tarancı

sanki Esrar Dede'nin meşhur:

döner döner bakarım kuy-ı yare ah ederim...

mısrasını fısıldıyor...

aşığın gönlü


eski libas gibi aşığın gönlü
söküldükten sonra dikilmez imiş
aşık seyrani

şairin hayalinde perişan, pejmürde, dağınık olduğu aşikar olan bu "elbise" her ne kadar burada sitemle söylenmiş olsa da aşığın gönlünü, iddiası olmayan, sessiz, belki aciz ve güçsüz bir nesneye benzetilmesi tesadüf değil. ilginçtir, "gönül" kelimesini yorumlayan kökenbilimciler bu kelimenin hem "öz, kök" hem de "deri, deriden yapılmış giyecek" anlamında gelen bir kökten türemiş olduğunu söylerler. 

Taşlıcalı Yahya bir gazelinde, beyazlar içinde gördüğü sevdiğinin güzelliği karşısında ne denli hayrete uğradığını, bu haliyle bazen gümüşten bir serviye, bazen de gönül meclisinin gecesini aydınlatan muma benzediğini söyler. ve nihayet şu beyt ile de kendi perişan halini arz eder bize:

yâsemenden ak libâsı rûz-ı şâdîdir ona [ana]
bu kara çul bir şeb-i gamdır fakîre her zaman

yasemin çiçeğinden daha beyaz elbisesi, o sevgili için muhakkak bir mutluluk gününü, bayram zamanını gösterir; üzerimde gördüğünüz kara çul ise bu fakir için her zaman bir gam gecesidir. satır arasında şair, bu çirkin'in o güzel yanına yanaşamayacak bir düşkünlükte olduğunu, fakirin gamının sevgilinin bayramına denk olmadığını peşinen kabul ettiğini söyler gibidir.

siyahın izinde-1


uzun soluklu bir yazı olarak tasarladığım siyah serisi uzun süredir yazmak istediğim bir konu. umarım seriyi bitirmek mümkün olur.

renklerin eşitliği/kardeşliği sloganını bir kenara bırakırsak siyah ve beyaz ana renk oluşları ile diğer renklere kaynaklık eder. siyah ve beyaz ise bir dizi sebep dolayısıyla birbirine karşı üstünlükleri, bunun yanında bazı tartışmaları beraberinde getirir. baştan söylemek isterim, bu yazı siyah için yazıldı. dolayısıyla benim tarafım doğal olarak siyahtır.


bilim insanları henüz tam anlamıyla derinlikli bir siyah rengi bulduklarına kâni’ değiller. özellikle televizyon üreticileri en gerçekçi siyahı bulma yarışında farklı sloganlar ürettiler: LG, ezelî bir siyah/karanlık içinde salınan dünyadan ilham alarak, evrenin ancak mükemmel bir siyah ile görülebileceğini reklamladı. bu “bakış zaviyesi” meselesi, gözbebeklerinin siyahlığını hatıra getiriyor. keskin görüntü sağlamak, en karanlık ortama düşen yansımaların parlaklığı arttırmak için olsa gerek gözbebekleri siyahtır (yahut koyu kahve ile siyah arası tonlardadır). bilindiği gibi fotoğraf makinesi ve kameraların görüntü alma prensipleri aynı “karanlık oda” yoluyladır. (“camera” kelimesi Latince “oda” anlamında gelirken günümüz kamera ve fotoğraf makinelerinin atası “camera obscura” terkibindeki “obscura” ise “karanlık” anlamındadır.)


bu sebeple gördüğümüz her şey, öncelikle yoğun bir karanlıktan/siyahtan geçip bize ulaşıyor. (belki de leopar yahut çitadan ilham alınarak görüşü keskinleştirmek için siyah sürme kullanılır. göze gelen şiddetli ışığı soğurması, gözün görüntü ile daha kolay buluşması için.) 


bu sürmeli minik ile seri'nin ilk parçasını tamamlıyorum.

22 Aralık 2018 Cumartesi

18 Aralık 2018 Salı

çay acı ise istediğin kadar şeker at, tatlı olmaz demiştin. şimdi bir kahvedeyim, çay acı, ötede bir radyoda karadeniz müziği çalıyor. fakat biliyor musun, şarkı buradakilerin umurunda değil, ne kadar garipler.

15 Aralık 2018 Cumartesi

demez nice sürünürsün kapımda sen de garib...
necati beg

yani, senelerdir gelip giderim, eşiğinde yutkunur dönerim, bu garip neden kapımda sürünür diye gelip sormazsın bile... diyor.

8 Aralık 2018 Cumartesi